|
SANAT PENCERESİ
Sanat, insanın hayatla arasındaki mücadelesinin neticesinden ibaret desek… Ya da nikotin tadında bir şey. Bir kez tadıldı mı Alışkanlık yapıyor çoğu kişiye. Sanata yakın olanlarda sıkça görülür hadise. Zarif, hassas, duygulu… Hayata, hep sanat penceresinden bakmak. Onu taşımak, geleceğin emaneti. Geride derin izler bırakmak… Bu asilcedir.
Ya sanatçının rüyası…Ne yazmalı şimdi? Her gün yüzlerce, binlerce renklerin Peşine düşer, düşleri. Sanattan uzak mı kalmak? Hüzün gibi üşütür çoğunu. Ve ısınmak için aşkını satar tablolara, Renkleri, fırça ucunda, kahve tadında Dans eder yalın ayak tablosunda Ve sanat, aşka gelir. Bu heyecanlı baharla birlikte.
Ya sanatı bir mevsimlik takıntı edenlere ne demeli? Geçici renk sevdasına esir olmak, Feci. İmzalanan desenlerin beyaz sayfaları Solacak zamanla, sararacak.Diyorum ki, Hani ! Kimsesiz çocukların kaç tanesini çizebildik ? Ya da bir...
|
|
16 Ocak 1909’da doğan ve 7 Mayıs 1994 yılında kaybettiğimiz Greenberg, kendi döneminin en önemli Sanat eleştirmenlerinden biridir. Soyut sanatın gelişmesinde ve yayılmasında oldukça önemli bir role sahiptir. Bütün dünya Greenberg’ü ilk defa 1939 tarihli Öncü (Avantgarde) ve Kitsch isimli çalışmasıyla tanımıştır. Bu çalışmasıyla Greenberg, kiç (kitsch) kavramını popülerleştirerek tüketim kültürüne karşı bir duruş sergilemiştir. Ona göre öncü ya da modern sanat, yaşadığımız dünyayı anlamamız için bir araç görevi görmekteydi. Bu düşünceleri ile kendinden sonra özellikle Michael Fried, Rosalind Krauss gibi önemli düşünürleri de etkilemiştir. Greenberg’e göre Amerika dönemin sanatı üzerinde söz sahibiydi. Özellikle Jackson Pollock, Willem de Kooning, Hans Hofmann gibi sanatçıları destekliyordu. Bu sanatçılar yoluyla bütün dünyaya mesajını iletiyordu yani pop sanatı red ediyordu. Yani modern sanatın resim yüzeyinin düzleştirilmesine doğru gittiğini iddia ediyordu. Sanatçı ile ilgili her şeyd...
|
|
Bir çağ ölürken, yenisinin henüz doğmadığı bir zamanda yaşıyoruz. Cinsel törede, evlilik biçimlerinde, aile yapılarında, eğitimde, dinde, teknolojide ve modern yaşamın neredeyse tün diğer yüzlerindeki kökten değişiklikleri görmek için çevremize bakınınca, bundan şüphemiz kalmıyor. Ve tüm bunların gerisinde, biraz uzağa çekilmiş olan, fakat asla yok olmayan atom bombası tehdidi var. Bu sarsıntı çağında duyarlıkla yaşamak gerçekten cesaret istiyor.
Bir seçimle yüzyüzeyiz. Dayanaklarımızın sarsıldığını hissedince kaygı ve panik içinde geri mi çekileceğiz? Tanıdık sularda demir atmanın ürküntüsüyle kaskatı kesilip, tutukluğumuzu duygusuzluğumuzla mı örtüo saklayacağız? Böyle davranırsak geleceğin biçimlendirilmesine katılma şansımızdan feragat etmiş olacağız. İnsan varlığının ayırdedici özniteliğini elden kaçırmış olacağız: Kendi evrimimizi, kendi farkındalığımızla etkileyebilmeyi. Tarihin kör silindirlerinin önüne uzanıp, geleceği daha insanca ve adil bir toplumun ka...
|
|
| ESKİŞEHİR ODUNPAZARI RESSAMI |
|
• Ekleyen Selim Pek • Tarih: 07.04.2008 23:33:30 |
ODUNPAZARI RESSAMI SELİM PEK Kentler meydanlarıyla, yapılarıyla, caddesokaklarıyla, insanlarıyla etkiler sanatçıları. Her gün önünden geçtiğimiz bir yapıyı sanatçının eserinde gördüğümüzde farkına varır, severiz. Kentler sanatçıların eserleriyle, yaşar, sanatçıların eserleriyle esvilir. Sanatçıların eserleriyle tanıtılır. Hatta sanatçıların eserleriyle kentlere aşık olunur. İstanbulu Orhan Velinin, Yahya Kemalin, A.Hamdi Tanpınarın şiirlerinde, Sait Faikin öykülerinde, İbrahim Çallının, Hikmet Onatın resimlerinde, Semih Balcıoğlunun karikatürlerinde, Ara Gülerin, Sami Günerin fotoğraflarında tanırız, severiz. Parisin de Pragın da, Viyananın da, Londranın da, New Yorkun da, Madridin de ressamları, şairleri, yazarları fotoğrafçıları, sinemacıları vardır. Leonardo Renevdo Kentler severek yaşandığı için kenttirler, sevildikleri içinde yaşarlar diyor. Avrupa kentleri bin, iki bin yıllık kentlerdir. Evleri, sokakları, meydanları ilk yapıldıkları, düzenlendikleri gibi sürüp ge...
|
|
| Gökhan Gümülcine Sergi Haberi/Hello mart -2008 |
Ressam Gökhan Gümülcine’nin “Sorgu – Examination” isimli sergisi Santralistanbul’da 11 – 16 Nisan tarihleri aras›nda görülebilir. Bugüne kadar birçok kiflisel sergiye imza atan Gümülcine, heykel ve sanata yönelik yay›n çal›flmalar›yla da dikkat çekiyor. Ayr›ca Gümülcine, “Sanat Günlü¤ü”, “G78 Sanat Atölyesi” gibi internet üzerinden sanat çal›flmalar› da yap›yor. Bu y›l ikincisi gerçekleflecek ve temas› “Komfluluk” olarak belirlenen, uluslararas› kat›l›ma aç›k olan Gepgenç Festivali kapsam›nda aç›lacak sergi ilgiyle izlenecek. HELLO dergisi Mart 2008 Sf.159...
|
|
| Eskişehir Odunpazarı Sokakları Ressamı |
|
• Ekleyen Selim Pek • Tarih: 20.03.2008 12:32:26 |
ODUNPAZARI RESSAMI SELİM PEK Kentler meydanlarıyla, yapılarıyla, caddesokaklarıyla, insanlarıyla etkiler sanatçıları. Her gün önünden geçtiğimiz bir yapıyı sanatçının eserinde gördüğümüzde farkına varır, severiz. Kentler sanatçıların eserleriyle, yaşar, sanatçıların eserleriyle esvilir. Sanatçıların eserleriyle tanıtılır. Hatta sanatçıların eserleriyle kentlere aşık olunur. İstanbulu Orhan Velinin, Yahya Kemalin, A.Hamdi Tanpınarın şiirlerinde, Sait Faikin öykülerinde, İbrahim Çallının, Hikmet Onatın resimlerinde, Semih Balcıoğlunun karikatürlerinde, Ara Gülerin, Sami Günerin fotoğraflarında tanırız, severiz. Parisin de Pragın da, Viyananın da, Londranın da, New Yorkun da, Madridin de ressamları, şairleri, yazarları fotoğrafçıları, sinemacıları vardır. Leonardo Renevdo Kentler severek yaşandığı için kenttirler, sevildikleri içinde yaşarlar diyor. Avrupa kentleri bin, iki bin yıllık kentlerdir. Evleri, sokakları, meydanları ilk yapıldıkları, düzenlendikleri gibi sürüp ge...
|
|
“GÜZEL SANATLARDA BAŞARI, BÜTÜN DEVRİMLERİN BAŞARILDIĞININ EN KESİN DELİLİDİR.”
M.KEMAL ATATÜRK ...
|
|
HAYAT SANATTIR!
"Başkaları kendi yaşam öykülerini yazar, bense resim yaparım. Bitmiş olsa da, olmasa da tablolarım günlüğümün sayfalarıdır. Böyle oldukları için değerlidirler. Gelecek, tercih ettiği sayfaları seçecektir. Seçmek bana düşmez."
Pablo Picasso...
|
|
| SANAT'A DAİR BİR ÇİFT SÖZ |
Sanat; ilk insan Hz. Ademle yaşıt olup, bugüne dek eksileri ve artılarıyla süregelen sır dolu bir kavram. Her düşüncede ayrı bir mana bulan sanat, soyutluğunu sonsuza kadar devam ettireceğe benziyor. Sanatın ne olduğu ve sanatkarın nasıl olması gerektiği hususunda kısır tartışmalardan ziyade, herkesin kendi meşrebine uygun olana öyle veya böyle yöneldiğini görmek gerekiyor. Çünkü herkes tabiatının gerektirdiği şeyleri bir şekilde icra etmekte... Aslında sanat adına yapılan tariflerin hiçbirisi bağlayıcı değil. Kim ne derse desin, sonuç olarak her sanatkar kendi kurallarıyla yaşıyor ve toplum da kendi kalitesine uygun olanı özümsüyor. Onun için sanatkarın toplum nazarındaki büyüklüğü, kendi frekansında olanların sayısı kadardır desek yeridir. Bu zaviyeden bakıldığında ortaya şöyle bir netice çıkıyor, ya sanatkarın kalitesine ve orijinalliğine intibak edebilecek nitelikte seçkin bir toplum mevcuttur, ya da sözüm ona sanatkarın kalitesiz ve niteliksizliğine alkış tutan bir toplum ...
|
|
Bir resmi izlemek için ne kadar zaman ayiriyorsunuz? Üç dakika? Bes dakika?
Peki hiç düsündünüz mü o resmin göz sofraniza gelmeden önce ne kadar zamanda pisirildigini?
Bir resmin boyamasi boyamaya ayrilan zaman saatler, bazen günler alir. Yani sanatçi sizin ruhunuzda birkaç dakikalik bir etki birakmak için kim bilir ne kadar zamanini harcamistir? Nelerden fedakarlik etmistir? Hangi ruh depremlerini, iç çekismeleri yasamistir? Tabi ki sanatçi sanatini öncelikle kendi zevki, begenisi ve kendi ruhunu tatmin için yola çikmistir ama is görücüye çiktigi anda bireysellik ortadan kalkarak toplumsallasma gerçeklesmistir. Bu açidan sizin yani sanat tüketicilerinin görüsleri artik devreye girmistir. Sizler en azindan güzellikler ve estetik degerler bir tarafa en azindan emege saygi duymaniz beklenmektedir.
Gezdigim her sergide hep bunlari düsünürüm. Sergi yarim saatte bilemedin bir saatte geziliverir. Oysa olusturulan o serginin mutfaginda bilirim ki sanatçi aylarini bazen...
|
|
|
 |
|
|
|
|